22 Ekim 2011 Cumartesi

Nasıl bir gün böyle..

Gebeye tuşe yaptım, açıklık 7cm  herşey güzeldi muhabbet ediyoruz bir yandan ağrı takibi yapıyorum falan midem bulanıyor derken hooop üstüme istifra etti keşke sadece üstüme etseydi saçımdan ayak ucuma kadar kahvaltıda ne yediyse hepsi bende o derece. İşin ilginç yanı hala nasıl oldu anlamıyorum o yatarken ben ayaktayken aramızda da epey mesafe varken.. Şanslı olduğumu bilirdim de bu kadar şanslı olduğumu gerçekten bilmiyordum! Nasıl bir duygu olduğunu anlatmama gerek yok sanırım tuvalete gittiğimde korkudan aynaya bakamıyordum allahtan arkadaşlar birşeyler verdi üstüme altıma da ameliyathaneden yeşil verdiler de bir nebze rahatlayabildim derken daha üstümü giyemeden doğum başladı diye koştur koştur doğumu izlemeye girdik hiç ama hiç bu kadar etkilenceğimi düşünmemiştim doğumdan hıçkıra hıçkıra ağlıyordum çıktığımda kadının sancıları, epizyotomi, kanlar hepsi ama hepsi beni çok korkuttu nasıl doğururum doğurur muyum bilmiyorum kasım kasım kasıldım araya çıktım bi baktım örümcek üstümde geziniyor bugün herşey beni buldu anlaşılan.. Anneyi gördüm sonradan doğumun iki saat ardından falan sanırım kocaman sandviç yiyordu ben öğlen yemeğini zar zor yedim.. Bu tıp, sağlık, hemşirelik gerçekten çok cesaret ve fedakarlık gerektiriyor ben bunu anladım hiç kolay değil! Sonra kızımızı gittim sevdim ağlattın beni zilli diye çemkirdim benim adımı ya adı ya göbek adı olarak koyacaklar galiba.. Ben hala günün şokundayım.. Tek kötü olan bunlar da değildi aslında bir de 4,5 aylık kürtajla alınmış ceninle (15cm kadar ama her şeyi var burun delikleri, gözü, ağzı, bacakları, kolları..) 9 aylık daha dün annesinin karnında vefat etmiş bebişi sezeryanla aldılar kefene sardılar çok ama çok üzücüydü

20 Ekim 2011 16:32

O gün gün boyu çok kötü geçti daha da kötü haberler aldım arkasından ama paylaşmak için şuan erken, paylaşır mıyım onu da bilemiyorum her neyse gece boyu da korkunç rüyalar gördüm doğurmaya çalışıyorum doğuramıyorum falan her şey kabus gibiydi

2 Ekim 2011 Pazar

Korkunç bir blog bu!

Hastaliktan geberiyorum salgin var galiba gogus agrim baslamis olsa da ben inatla doktora gitmeyip katarine devam ediyorum kendimi terletmeye calisiyorum falan eskiden doktor mu varmis sanki dimi :p salak ayfondan yazdigimdan imla yanlislarim bol ama yatakten cikamazken hazir su aklimdaki birkac blogu yazayim dedim simdi hic onlarla ugrasamiycigim affola :) gercekte yasadigim bir olayi anlatacagim etkilenecekler varsa hic okumasin beddua almak istemiyorum. Bundan sanirim 6 sene once falan gene alanyadayiz gecenin koru herkes uyumus ben villanin giris katinda yukari kata cikan merdivenlerin altindaki koltukta oturuyorum bir yandan da o zamanlar kankam sandigim kisiyle telde konusuyorum. Klasik bir alanya agustosu terlemeyeyim diye kucuk vantilatoru aciyorum o da hemen yanibasimda konusuyoruz kahkahalar falan birden birisinin merdivenlerin ust basamagina ayagini basip cektiginin gicirtisini duyuyorum ve bu gicirti birkac dk sonra tekrar oluyor korkuyorum ama yukari cikmaktan daha cok korkuyorum derken tekrar okuyor ve ben kankam nasolsa telefonda birsey olmaz deyip gicirtiyi duydugum an yukari firliyorum kim yapiyorsa sovecem cok fena ama herkes deliksiz uyuyor inanmayip yanlarina yaklasiyorum bizimkilerin ama kimsenin nefesi nabzi yeni kosmus gibi degil korkum artiyor asagi iniyorum konusmaya devam derken bu sefer bagrismalar duyuyorum tek bir ses yok anlamsiz konusmalar cocuk sesleri gibi ve tepismeler biri sanki ayaklarini yere vuruyor da vuruyor kalp krizi gecirmek uzereyim yusuf yusufum ama bir yandan da boyle birsey nasil olabilir diye yukari cikip bakmak istiyorum nefes alisverislerim artiyor suanki gibi gogsum sikisiyor ve tam o sirada yanimdaki vantilator tak diye duruyor vantilator nasil yavaslayarak durur hepimiz biliriz ama bu oyle degil sanki biri eliyle tak diye durdurmus gibi hem soktan hem sinirden yukari cikiyorum ayaklar zangir zangir titriyor her merdivende ama pes etmiyorum neler oldugunu gormeme iki uc merdiven kaldi... Heryer karariyor birden ve ben cigligi basiyorum ANNEEEEEEEEE!!! annem gelip aliyor beni merdivenlerden ne olgunu soruyor ama anlatmama gerek yok cunku hickimse boyle seylere inanmaz yok birsey annecim diyorum ve yatiyorum .. Oyle iste unutmamak istiyorum bu nedenle buraya yazdim aeo xd xd

30 Ağustos 2011 Salı

Bayram demek,


erken kalkmak demektir. Varsa paranız, yeni kıyafetler (ciciler) almak demektir.  Kahvaltıyı büyükanne ve babanın evinde yapmak, eğer yaşınız çok da geçkin değilse harçlık almak demektir. Eğer tek evin tek kızıysanız misafirlere çikolata ve kolonya tutmak demektir. Bayram benim için yer sofrasında yenilen yemektir, misafirlere ikram ederken arada mideye indirdiğin çikolatalardır, aldığın üç-beş harçlıktır, akraba ziyaretleridir, buram buram tüten çay ve nefis cevizli baklavadır. Keyfine doyum olmazzzz :) Hoşgeldin bayrammmmm!!



İyi Bayramlar! 。◕‿◕。

28 Ağustos 2011 Pazar

Gün Aşırı Blog: Gereksiz Bazı Şeyler..

  • Taksicilerin gelip –“Taksi lazım mı?” diye sorması.. olsa söyleriz heralde di mi sanki bulunmaz veli nimetler.

  • Blog yorumunları için kelime doğrulama koyulması gerçekten beni çileden çıkartıyor ki birçok kez o kelimeyi girme zahmetinde bulunmayayım diye yazdığım yorumu göndermeden sayfayı kapatıyorum.

  • Kapıyı çalıp odaya dalmak gayet gereksiz. Madem dalacaksın kapıyı çalma, ha madem incelik yapıp kapıyı çalacaksın dalma o zaman bir zahmet.

  • Turkcell’in gecenin köründe mesaj yollaması acayip can sıkıcı. Hele bir de uykunuzdan uyanmanıza sebep olmuşsa..

  • Kuaförün kırıkları temizliyorum ayağına saçlarını bir karış bırakması ve kendi beceriksizliğini kapatma çabası..

  • 9,99 tl,  14,99 tl, 59,99 tl gibi fiyatlar.. yapsana sen şunu 10, 15, 60. Sanki o 0,01 tl’yi geri veriyorsun da..


27 Ağustos 2011 Cumartesi

Bunlar çok şirin, kesinlikle denenmeli..!


Bu güzellikleri yapmak çok kolay ve gerçekten eğlenceli. Yaparken ara katlarda flormarın oje kurutucu spreyini kullandım. Yapımını video'dan izleyebilirsiniz eminim hemen şimdi siz de deneyeceksiniz :) Her renk oja ile denenebilir ki ben hızımı alamayıp öyle yaptım :)

Ebruliyi sevenleriniz vardır tıpkı benim gibi onlar için de bir video koyuyorum dün denedim. Yapması biraz güç, hemen hemen her oje ile oluyor, bir plastik kaba ihtiyacınız olacak tabak da olabilir. Oda sıcaklığında suyu bu tabağın içine koyuyoruz tırnağınızda görmek istediğiniz renkleri sırasıyla tek tek damlatacağız içine ancak öncelikle kapaklarını açık tutalım ki vaktimizden almasın. Tırnağımızın kenarını bant ile sarmamız gerekiyor normal bantlar işe yarıyor. Anlatması biraz güç videodan izleyin ve deneyin ancak hızlı olmanız lazım hızlı olmazsanız siz tırnağınızı suya sokana dek oje suyun üzerinde katılaşıyor. Kolay gelsin! :) Aşağıdaki videoda bant ile sarmamış ben size http://www.youtube.com/watch?v=D9A_9FH7e-A&feature=channel_video_title bu videoyu izlemenizi tavsiye ederim ancak onu buraya koyamadım. Ve bir de gazete kağıdı baskılı modeli vermek istiyorum videoda çok güzel anlatmış. Sormak istediğiniz sorularınız olursa yorum olarak yazabilirsiniz.


18 Ağustos 2011 Perşembe

Çok Şirinsel Bir Gün!.

Bugün biricik kardeşimle(12) şirincikleri izlemeye gittik. Sonrasında börgırda menü yiyip şiştik tabi sinemadaki patlamış mısırları unutmamak lazım. Ondan sonra da Sıtarbucuksta ays mokalarımızı höpürdettik. Daha doğrusu içeride uzunca bir kuyruktan sonra oturacak yer bulamayıp kaldırımda höpürdettik. O ne kalabalık be öyle sanki bedava dağıtıyorlar bir de ekonomik kriz derler *yersen* ulan kahveye 8 tl bayılacak paran var amaaaa. Neyse kısacası mükemmel bir gündü zaten kardeşlerimle vakit geçirmek her zaman mükemmeldir benim için *itişmediğimizde*.

 Gelelim filme, tek kelime ile bayıldımmmm on kere yüz kere şirinleyebilirimmm. Ama şu filmde bile duygulandığım için *resmen ağlıyordum lan* kendime bir höh çüş oha demeyi de hakettim galiba. Şirin babaaaa seni çok seviyorum lan babammışın gibi seviyorum vallahi. Bu arada ben şirineyi Gargamelin yarattığını bilmiyordum ya da unutmuşum ya da çizgi filmin o kısmında uyuyakalmışım çocukken çok ayıpladım kendimi. Eğer hala filmi şirinlemediyseniz hemen şimdi koşarak şirinleyin derim!.

İmza: Annesi hala "rafadan yumurta yapayım mı kızım" deyince, "kaşıkla mı yenen o?" diye soran kız.

10 Ağustos 2011 Çarşamba

erKEK milletinden ince olmalarını beklemeyin, ne de olsa hamurları kalın!.

Onlar doğa üstü varlıklar. Televizyon izlemek, kavga ve küfür etmek, masaya bacak uzatmak, göbek kaşımak için yaratılmışlar!. Ha bir de karıya kıza laf atmak!. Katıksız öküz derler ya bazıları hakkatten öyle. Oturduğu yeri toplamasını bilmez, yediği çanağı anca lavaboya taşır ki bazısı onu da yapmaz, kalk canım iş yap dediğinde "yok canım burada havalar iyi" diye ukalalık yapar, kirli çamaşırlarını oraya buraya atar. ErKEK milletinden bahsediyoruz tabii ki ve bu manzaralar da hiçbirimize uzak değil çok yakınımızdalar çoğumuzun. Kimimizin kardeşi, kimimizin kocası, sevgilisi, babası, çocuğu ama tablo hep aynı. Temizlik ve yemek yapan veyahut yardım eden erKEKlerin çoğu canım cicim yıllarında yaşadıktan sonra bir öküz gelip onları yiyor. Bekarın ise evine öküzü bağlasan durmaz, dursa da anca o kadar pisletir herhalde. Bulaşıklar yıkanmak için bir haftayı bekler, yıkananlar da kir ve yağ içindedir zaten. Televizyonun kumandası tuvaletten çıkar, koltuk altları ve araları kokuşmuş çorap doludur. Tanrım lütfen benim kocam ev işi, yemek yapan, anlayış sahibi birisi olsun yoksa ben evde kalıciiiimm :(